Defin, ölülerin gömülmesi anlamına gelen bir fıkıh terimi olarak tanımlanmaktadır. Cenazeye karşı yapılmakta olan görevler arasında yer almaktadır. Ek olarak İslamiyet’in insana verdiği değeri öne çıkaran önemli dini vecibelerden biridir. Cenaze defin işlemleri de tıpkı cenaze namazı gibi farzlar arasında yer almaktadır. Cenaze defni, Kur’an-ı Kerimde, bu işlemin İnsana Allah tarafından öğretildiği geçmektedir. Birçok hikmet barındıran defin işlemi, geride kalanların ölen kişiye karşı son görevi olarak da yorumlanmaktadır. Aynı zamanda ölen kişi için de yeni bir başlangıcı simgelemektedir. Bundan ötürü de cenaze defin aşamaları şekil ve usule göre ayrıntılı bir şekilde işlenmektedir. Özellikle çeşitli fıkıh kitaplarında ayrıntılı şekilde ele alınmaktadır. Bu konuda mevcut bilgi ve usuller amaçlara, esaslara göre aynıdır. Yine de geleneklere ve kültürel özelliklere göre zaman zaman değişikliklerin yaşandığı bilinmektedir.
Öncelikli olarak belirtmek gerekir ki cenaze hizmetlerinin tamamlanması, naaşın defin işlemleri geciktirilmemelidir. Önemli bir durum söz konusu değilse gecikme yaşanmadan defin işlemlerinin tamamlanması gerekmektedir. Peygamber Efendimiz (S.A.V) bu konuda cenazeye karşı görevlerin geciktirilmemesi tavsiyesinde bulunmuştur.
Cenazenin mezarlığa götürülmesi sırasında sesli zikirler veyahut Kur’an okunması hoş karşılanmamıştır. Cenazenin sükûnet içerisinde taşınması, zikrin kalben yapılması daha doğru görülmüştür. Cenazenin mezarlığa taşınması sırasında dua ve tefekkürlerle takip edilmesi uygun olacaktır. Elbette mezarlığa varıldığında cenaze kabre indirilene kadar ayakta durulur. Sonrasında da oturmak sünnet olarak kabul edilir. Cenaze için hazırlanan kabrin 100 ile 150cm derinliğinde kazılması gerekmektedir. Kıble ile dik açı oluşturulmaktadır. Kabrin tabanında, kıble kısmında cenazenin sığabileceği şekilde bir kısım oyulmaktadır. Bu, cenazenin üzerine direkt olarak toprağın atılmasını önlemek amacıyla daha doğru bulunmuştur. Toprağın sert veyahut yumuşak olması buna engel olabilmektedir. Böyle durumlarda da cenaze kabrin tabanına uzunlamasına konulmaktadır. Bu durumda da toprak göçmesini önleyecek tedbirler alınmaktadır.
Cenaze Toprağa Nasıl Konur?
Cenazenin kabre indirilmesi sırasında (kadınlar ya da gayri müslimler hariç) ölen kişinin mahreminin ya da yakınlarının indirmesi sünnettir. Ancak buna imkân yoksa naaşı görevli olan yabancı kişiler de yapabilmektedir. Cenaze kabre indirilirken, ”بسم الله وعلى ملة رسول الله“ duası okunmaktadır. Bu dua “Allah’ın adıyla ve Resulullah’ın dini üzere” anlamına gelmektedir. Naaşın kabre koyulması sırasında yüzünün kıbleye doğru çevrilmesi gerekmektedir. Bu aşamada cenazenin sağ yanı üzerine yatırılması gerekmektedir. Eğer cenaze bu şekilde yatırılmamışsa ve sonradan fark edilirse, üzerine tamamen toprak atılmadığı sürece açılarak düzeltilebilmektedir. Mezheplere göre toprak tamamen örtülmüş olsa dahi kabrin tekrardan açılıp naaşın şeklinin düzeltilmesi gerekmektedir. Elbette belirttiğimiz gibi bu durum mezheplere göre farklılık göstermektedir.
Kabre yerleştirilen cenazenin kefen bağları çözülmektedir. Sonrasında da cenazenin üzerine tahta, kerpiç gibi araçlar kullanılarak üzeri örtülmektedir. Bu sayede atılacak olan toprağın doğrudan cenazeyle temas etmesinin önüne geçilmektedir. Cenaze ile beraber kabre başka bir eşyanın konulması doğru değildir. Aynı zamanda herhangi bir özel durum yoksa cenazenin tabutla gömülmesi de mekruh kabul edilir. Tabutla gömme işlemi, ölenin toprakla temasına engel olur. Bu yüzden zamanla çürüyüp toprağa karışması engellenir. İsraf ve gösteriş olarak görülürken, geniş bir yer işgali olarak düşünüldüğünden hoş karşılanmaz.
Mezar Nasıl Kapatılır?
Cenazenin kabre konulmasının ardından orada bulunanların her biri, kabre toprak atmaktadır. Bunun nedeni de topraktan gelip tekrar toprağa dönüleceği, sonrasında yine topraktan çıkılacağının hatırlanmasıdır. Cenaze defin işlemi sırasında toprak atarken de mezheplere uygun olarak hareket edilmektedir. Mezarın iki karış olacak şekilde yükseltilmesi gerekmektedir. Bunun ardından da tümsek haline getirilmektedir. Kabrin belli olması amacıyla baş ve ayak kısımlarına taş, ağaç dikilmesi söz konusudur. Bunların yanında ölünün isminin yazılı olması, çevre düzenlemesi, kabir düzenlemesi gibi işlemler de hoş görülenlerdendir. Yine de bu gibi konularda sadeliği korumak esastır. Gösterişten ve israftan kaçınmaz gerekir. Hem malzemenin hem de mekânın ölçülü kullanılması daha doğrudur.

